Çiftçi tavuklari için yorulmayan bir horoz almaya pazara gider. Pazarcı "Istediğiniz herşeyi bu horoz yapar" diye azgın mı azgın bir horoz satar.
Adam çiftliğe döner, horozu kümese koyar koymaz tüyler uçusur, gıdaklamalar başlar. Çiftçi çok memnundur. Ama horoz çok azgındır, adam endişelenmeye başlar horoz iki günde ölecek diye. Horozu tutmaya çalışır, başaramaz.
Neyse der, eve döner. Ertesi gün bir bakar ki horozun ayaklar havada dil dışarıda yatıyor ve hatta tepesinde bir akbaba uçuşuyor.
Çiftçi kendi kendine "eh işte geberdi" diye söylenir. Horoz bir gözünü hafif açarak çiftçiye yarım ağızla ve kısık sesle homurdanır.
"Git lan git!.. Kaçıracan şimdi akbabayı!.."
Viagra
Bir gün babasi çocugunu eczaneye gönderir ve viyagra almasini söyler. Çocuk kosar adimlarla eczaneye gider ve eczaneciye der ki :
-"Babam beni viyagra almam için yolladi.."
Eczaneci de ona bir paket viyagra verir ve siki siki tembihler:
-"Babana söyle, bundan günde bir taneden fazla kullanmasin!."
Cocuk aldigi ilaci ablasina verir,
-"Abla babama söyle bundan günde iki taneden fazla kullanmasin."
Ablasi aldigi ilaci annesine verir ve der ki:
-"Anne, babama söyle bundan günde üç taneden fazla kullanmiyacakmis."
Evin hanimi da kizindan aldigi ilaci esine verir ve
-"Herif bundan günde dört taneden fazla kullanmiyacakmissin ." der.
Evin herifi de daha iyi olsun diye bes adet ilac yutar ve sonra film kopar. Ertesi gün eczaneci isyerine giderken kaldirimda oturan çocugu görür ve merakli bir sekilde sorar.
-"Eee ufaklik, ne oldu verdigim ilaç ise yaradimi?"
Çocuk aglayan gözleri ile eczaneciye bakarak der ki:
-"Evet çok ise yaradi, annem öldü, ablam hamile, benimde kiçim agriyor, babam ise damda kedileri kovaliyor..."
Bacanak
Evli olan adamin baldizi yatiliya misafir gelmis. aksam hos sohbet derken adam ve karisi yatmis. gece adam karisini sikerken baldizi tuvalete kalkar ve kapidan bunlarin sesini duyup kapidan bunlari izler.
kiz okadar azarki buzdolabindan bir salatalik alir ve onunla kendini tatmin etmeye başlar. tuvalete giden enistesi baldizini görür ve sesini cikarmadan yatar.
sabah kiz ve ablasi erken kalkarlar ve kahvalti hazirlarlar. domates salata peynir zeytin gibi. adam mutfaga gelince karisini öpüp günaydin karicigim der baldizini öpüp günaydin baldiz der.
sofrada salatayi görünce sanada günaydin bacanak der.
Elbise
Adamın biri eczaneye girmiş ve kendine sıra geldiğinde:
-Bir paket prezervatif lütfen! demiş.
Adamın, diğer müşterilerin arasında hiç çekinmeden böyle bir istekte bulunduğuna sinirlenen eczaneci:
-Sen hiç mi utanmazsın, diye müşteriye kükremiş. Çık dışarı ve bunu daha kibarca isteme yolunu bulduğunda gel buraya, demiş.
Adam çıkmış ve kapı önünde kısaca bir düşündükten sonra tekrar içeri girmiş. Eczaneciyle şöyle bir bakıştıktan sonra da malı çıkarıp tezgahın üzerine uzatıvermiş:
-Abi, şuna göre bir elbise versene...
Sekreter
Bir adam arkadasina sekreterini neden isten kovdugunu anlatiyormus.
-"Iki hafta once" demis ve devam etmis;- "45. yasgunumdu ve o sabah kendimi iyi hissetmiyordum. Kahvalti masasina oturdugumda karimin dogum gunumu kutlayacagini ve buyuk bir olasilikla bir hediye verecegini tahmin ediyordum. Birak dogum gunumu kutlamayi, bir "Gunaydin" bile demedi. Kendi kendime karim unuttu herhalde ama cocuklarim hatirlar diye dusundum. Cocuklar kahvaltiya geldi ve tek kelime etmediler.
Ise giderken moralim cok bozuktu ve uzgundum. Ofisime girdigimde, Janet "Gunaydin Patron, Dogum gununuz kutlu olsun" dedi ve kendimi daha iyi hissettim, birisi hatirlamisti. Oglene kadar calistim.
Yemek zamani Janet kapiya vurdu ve "Disarda hava cok guzel ve bugun sizin dogum gununuz, haydi yemege cikalim, sadece siz ve ben".
"Butun gun duydugum en guzel sey buydu.
"Haydi gidelim" dedim.
Yemege ciktik. Normalde gittigimiz bir yere gitmedik, sehir disinda ozel bir lokantaya gittik. Iki martini ictik ve yemekten sonsuz zevk aldik.
Is yerine donerken, "Hava cok guzel, ofise donmemiz gerekmiyor degilmi?" diye sordu.
"Hayir, sanirim gerekmiyor".
"Benim evime gidelim ve size bir martini daha ikram edeyim" dedi.
Evine gittik. Baska bir martininin daha tadini cikardik ve bir sigara ictik, ve Janet dediki,
"Patron, izninizle, yatak odasina gecip uzerime daha rahat birseyler giyeyim" dedi ve ona memnuniyetle izin verdim.
Yatak odasina gitti ve alti dakika sonra yatak odasindan ciktiginda elinde kocaman bir pasta tasiyordu, arkasindan karim ve cocuklarim geliyordu.
Hepsi "Iyiki dogdun..." sarkisini soyluyorlardi.
Ve ben orada uzerimde sadece coraplarimla oturuyordum."
2 orospu
öğretmeni Aliye dönem ödevi verir .Gerçek ve hayal arasındaki fark nedir araştır oğlum der .Ali hemen eve gider.
Baba salonda gazete okuyordur. ali babasına sorar baba gerçek nedir hayal nedir. Anlatayım der babası:
Oğlum der git mutfağa annene deki komşumuz ahmet bey geldi
Ali koşarak mutfağa gider Anne komşumuz Ahmet bey geldi der
Anne hemen al içeri al al ..der
ali koşarak babasının yanına gider ve al içeri al al.. dedi der
baba şimdide ablana git ve ercan abi geldi de bakalım ne nyapacak ali koşarak gider ve sorar .Abla ercan abi geldi ne yapayım al içeri al all... der Alibabasına ablamda al içeri all all dedi der
babası Aliye şimdi git kapıya bak ercan abin yada Ahmet amcan oradamı der Ali gider ve bakar yoklar baba der..
Babada ali ye gördünmü oğlum işte kapıda kimse yok bu bir hayaldir der Ali sorar Peki ama baba gerçek ne?
baba derin bir of çeker ve
Oğlum gerçek olan bu evde iki or*spu var.
Berber sırası
Adamın biri bir berbere gelir ve şöyle bakındıktan sonra, sırada kaç kişi var diye sorar?
- Beş kişi abi! diye yanıtlar berber. Şöyle bir saat sonra gelseniz...
Tamam, der ve gider adam.
İkinci gün aynı adam tekrar kapıda belirir ve sırada kaç kişi var diye sorar.
Berber, abi dört kişi der. Şöyle kırkbeş dakika gibi felan...
Üçüncü gün adam yine gelir. Yine sırada kaç kişi olduğunu sorunca bizim berber iyice gıcıklanır. Yahu der kendi kendine. Bu adam üç gündür gelip sırada kaç kişi olduğunu soruyor ama tıraşa da gelmiyor. Adama cevabını verip gönderdikten sonra da çırağına dönüp, oğlum şu adamı bir takip et bakalım nereye gidiyor, der.
- Hadi çabuk ol ama sağda, solda da eylenme, tamam mı?
Çırak hemen dükkandan fırlar ve yaklaşık on beş dakika kadar sonra da soluk soluğa döner:
- Ustam, ustam...
- Ne soluklanıyon lan öyle? Söyle bakalım adamın nereye gittiğini gördün mü?
- Hı-hı...!
- Nereye?
- Adam senin eve gitti, ustam.
Rodeo Pozisyonu
.
Iki arkadaş "kim daha çok pozisyon biliyor?" diye atışıyorlarmış. Biri pozisyonun adını söylüyor, diğeri tarif ediyormuş. 5, 10, 20... İkisi de biliyor pozisyonları. Sonunda sıradaki "Rodeo pozisyonu" demiş. Arkadaşı bilememiş: -"Bak bunu bilemedim. Nasıl oluyor?" -"Köpekleme başlıyorsun, kadın zevk almaya başlayınca kulağına eğilip "Kızkardeşin de bu pozisyonu çok seviyor" diyorsun,sonra da 10 saniye üzerinde durmaya çalışıyorsun..."
Brejnev Küba'da
Brejnev, Küba'ya gelecekmiş. Kübalılar toplanmış, bir hoşluk yapacaklar. Ülkenin en iyi ressamına başvurmuşlar. Bir tablo yap. Adı "Brejnev Küba da" olsun diye.
Ressam: " - Hadi oradan" demiş. " - Ben adamı görmedim bile. Adam hayatında Küba'ya gelmedi. Şimdi ben nasıl "Brejnev Küba da" diye atmasyondan resim yaparım?"
Tesadüf bu ya. Bizim Temel, puro almaya Havana'ya gelmiş o sırada. Sıkıntıyı duymuş. " - Ben size istediğiniz tabloyu yaparım. Bana bir sandık puro verirseniz" diye. Vermişler. Temel bir hafta sonra, Kübalılar'ı çağırmış. " - İşte tablonuz" demiş.
Tuvalin üzerini örten bezi hızla aşağı çekivermiş. Kübalılar da donuvermişler. Tabloda, yatakta iki kişi, al takke ver külah.
" - Bu ne?" diye gürlemiş Turizm Bakanı.
" - Bu ne?.. Bu kadın kim?.."
" - Brejnev'in karısı!" demiş, Temel.
" - Peki bu üstündeki adam kim?"
" - Brejnev'in uşağı!.."
" - Peki Brejnev nerde ulan!.."
" - Brejnev Küba'da" demiş Temel!
Taksici
Nasıl yağmur nasıl fırtına, adam bir taksiye el kaldırır, taksi durur.. Adam gideceği yeri söyleyince, taksici kızarak "ohoo orası çok yakın alamam seni" der ve gazlar gider.. Adam çok bozulur ama sonra bir sekilde evine gitmeyi başarır.. Ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi durağındadır ve üçüncü sıradadır.. Hemen plan yapar ve ilk taksi söförüne yanaşır:
- Ataköye kaça götürürsün ?"
- 5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin.
- Hadi be sapık mısın, defol.. Adam bu cevabı alınca ikinci sıradaki taksiye yanaşır
- Ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bana bir kere verirsin
- vay sapıkkk vayy defol sıra üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir.. Adam yanaşır:
- Ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- Peki sana 20 milyon veririm ama bir sartım var
- Nedir ?
- Giderken diğer taksicilere el sallıyacaksın
- Ayıbettin abi tabii...
Dede
Adamın biri bara girmiş , masaya çıkarak bağırmış ; " Ey ahali ben adamın cinsel organını dah deyince kaldırır , duh deyince indiririm ". Herkes gülmüş ama adam iddialı , 18 yaşında bir çocuk bulmuşlar , adam dah demiş çocuğun aleti dimdik , duh demiş hemen inivermiş . Bu gençtir her zaman organı kalkabilir diyerek 80 yaşında bir dedeyi ileri itmişler hadi sıkıyorsa bunu kaldır demişler . Adam dah demiş , dedenin alet dimdik , dede hışımla silahını çekerek bağırmış ; " Duh diyeni yakarııııım laaaaaaaaan
Gencin Dramı
Bir genç bir gün yanında bi kızla eve gelir;
- ''Anneeee Babaaaaa işte evleneceğim kadını sizle tanıştırmaya geldim''.
Neyse aile işte konuşur, kahveler içilir. Gencin babası oğlunu bir kenara çeker ve oğluna gizli gizli bir şeyler söyler;
- ''Oğlum annen beni yatakta hiçbir zaman mutlu edemedi ben de mutluluğu başka kadınlarda aradım. İşte bu kızı tanıyorum o senin kardeşin''.
Çocuk bunu duyunca şoka girer ve yıkılır.
Neyse aradan biraz süre geçer ve tekrar bir kızla eve gelir ve yine aynı tanışma faslı...
Ve baba yine oğlunu kenara çeker o kızın da kardeşi olduğunu söyler.
çocuk artık hem bıkmış ve hayata küsmüş bir şekilde annesine gider ve bütün olayları anlatır.
Annesi'de şöyle cevap verir;
- ''Oğlum sen onun dediklerine kafanı takma, zaten o senin gerçek baban değil''.
Gayboldim
-Bir TV kanalı Güney Doğu illerine belgesel
çekmeye gitmiş. İşte köy köy
dolaşacaklar, ahalinin halini, günlük yaşamını anlatacaklar.
-Bir köyde yaşlı bir amca bulmuşlar, sohbeti
kuvvetli. "Amc demişler''
-Sen bize en mutlu günlerinden birini
anlat, biz de kaydedelim. Âlem
görsün ne mutlu günleriniz var!"
Amca başlamış;
-Bi gün Hamdo'nun eşegi
gayboldi. Daga gittik, eşegi
aradık,aradık. Eşegi bulduk, çok sevindik. O
sevinçle hepimiz eşegi
s ...."
-Yönetmen bir panik atlamış,
-Kes, kes, kaydı kes!"
Amcaya dönmüş
-Aman amca ne yapıyorsun? Hiç öyle hikâye olur
mu? Eşekli filan. Sen bize başka mutlu bir hikâyeni anlat"
Amca başlamış;
-Bi gün Memo'nun garisi gaybodi.
Daga gittik, gariyi aradık.
Gariyi bulduk, çok sevindik. O sevinçle
hepimiz..."
-Aman aman Amca, anlaşıldı! Sen boşver mutlu
hikâyeleri, sen en iyisi bize
En üzüldüğün hikâyeyi anlat!"
-Bi gün daga gittim gayboldim!
Papağan ve kadın
Kadının biri bir petshop a gider ve :
- "Bir papağan almak istiyorum".
der.Mehmet ismindeki petshop sahibi :
- "Hanımefendi elimde bir tane papağan kaldı fakat bu papağan çok küfürbaz almak istemezsiniz sanırım".
Bir papağan sahibi olmak isteyen kadın :
- "Hayır almak istiyorum".
der ve papağını alır. Evine geldiğinde bir bakar ki gerçekten papağan kadını her eve geldiğinde :
- "Hoşgeldin o***pu".
diyerek karşılar. Buna dayanamayan kadın papağanı alır ve petshopa geri götürür.
- "Mehmet bey bu papağan gerçekten çok terbiyesiz. Her eve geldiğimde beni hoşgeldin o***pu diyerek selamlıyor ve ben buna dayanamıyorum. Papağını geri getirdim ve paramı geri istiyorum".
Fakat o anda paraya ihtiyacı olan Mehmet bey :
- "Hanımefendi merak etmeyin birkaç gün bana bırakın ben terbiye edeyim daha sonra gelin alın..."
Kadın inanmayarak da olsa "tamam" der ve gider. Mehmet papağanı alır ve bir çaydanlık su kaynatır.
- "Ne diyeceksin lan kadın eve geldiğinde?"
diye sorar papağana.Papağan da :
- "Hoşgeldin o***pu diycem."
der. Bunun üstüne papağanın kafasını kaynar suyun içine sokar ve tekrar sorar.Papağan yine aynı yanıtı verir. Bir olur , iki olur ve papağan işkenceye dayanamaz
- "Hoşgeldiniz hanımefendi diycem"
der. Ertesi gün kadın gelir ve Mehmet bey kadına papağanı terbiye ettiğini söyler. Kadın bunu kontrol etmek istediğini söyler ve papağana sorular sormaya başlar.
- "Ben eve geldiğimde bana ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz hanımefendi"
diyeceğim der papağan. Kadın çok şaşırır ama emin olmak için devam eder.
- "Peki yanımda bir kız arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz hanımefendiler"
diyeceğim.
- "Peki yanımda bir erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz beyfendi"
diycem. Peki yanımda iki üç erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?" Papağan biraz duraksar ve cevap verir :
- "Oğlum Mehmet suyu kaynat bu karı harbi o***pu!!!"
Vasiyetim
Amerikalı milyoner bir bayan, genç ve yakışıklı avukatını yanına çağırır ve der ki:
- Artık yetmiş yaşına geldim ve biliyorum ki artık bu dünyada misafirim. Bugün yarın demeye kalmaz ruhu teslim ederiz... Onun içindir ki sana vasiyetimi yazdırmak istiyorum.Avukatı da:
- Tabi hanımefendi, diyerek hemen kağıt ve kaleme sarılır. Kadın başlar saymaya...
-Benim bildiğin gibi hiç kimsem yok.bugüne kadar hep tek başıma mücadele ettim ve çalışmaktan ince işlere bile zamanım olmadı.Kendimi bildim bileli iş hayatının içindeyim.Sadece iki dileğim olacak.Biliyorsun servetimin tamamı 100 milyon dolar.Bana öldüğümde 99 milyon dolar harcanarak öyle görkemli bir cenaze töreni hazırlansın ve yapılsın ki; bütün ülke bunu günlerce konuşulsun der.Avukat:
- Evet efendim anladım, der ve "İkinci dileğiniz ne" diye sorar.Yaşlı ve zengin kadın biraz utanarak biraz da sıkılarak genç ve yakışıklı avukatına:
- Bugüne kadar hiç kimseyle beraber olmadım ve hala bakireyim.Dediğim gibi bugün yarın göçüp gideceğim bu fani dünyadan.Bu zevki tatmadan ayrılmak istemiyorum ve benimle iş tutmayı kabul edecek kişiye de geri kalan 1 milyon doları vereceğim der.Avukatın gözleri açılır ve:
- Anladım efendim, diyerek kendisine bu konuda yardımcı olabileceğini söyler. Genç avukat akşam eve geldiğinde kara kara düşünmektedir.Karısı bir şeyler olduğunu anlamıştır ve konuyu avukatın açmasını bekler.En sonunda adam karısına açılır ve o günkü yaşlı milyonerle aralarında geçen konuşmayı anlatır.
Eşi de 1 milyon dolara bu işi yapacak birilerini bulabileceğini söyler ve bunu problem yapmamasını söyler.Avukat en sonunda ağzındaki baklayı çıkarır ve:
- Hayatım biliyorsun bugünlerde benim de işlerim pek yolunda gitmiyor ve 1 milyon dolar da çok iyi para hani diyorum eğer sen de kabul edersen bir kereden bir şey olmaz.Hem ihtiyarın hayrını alırız hem de iyi bir para
kazanmış oluruz ne dersin? diye sorar.Genç kadın biraz düşündükten sonra:
- Haklısın hayatım zaten yolun sonuna gelmiş durumda hem 1 milyon dolar da çok iyi para bence bir mahsuru yok der.Genç avukat gelişmelerden son derece memnun ve sabahı zor eder.Doğru yaşlı milyonerin yanına gider ve:
- Efendim, eğer sizin için de bir sakıncası yoksa 1 milyon dolarlık vasiyetinizi yerine getirmek için talibim.Zaten milyoner bakirenin arayıp da bulamadığı bir olay.
- Peki o zaman yarın sabah saat 10:00 da malikaneye gelirsin ve bu işi bitiririz der.Akşam avukat son derece neşeli evine gider ve eşine milyoner bakireyi razı ettiğini ertesi gün bu iş için saat 10'da evine gideceğini
söyler.Eşi de:
- Peki o zaman yarın seni ben bırakırım tahmini ben seni 10:30 gibi yine oradan alırım, diyerek anlaşırlar.Aynen planlandığı gibi ertesi sabah kadın avukatı malikaneye 10 da bırakır ve gider.10:30 civarında evin önüne gelir ve beklemeye başlar.Evde hiç kıpırtı yok.
- Neyse, der kadın 5-10 dakika uzayabilir önemli değil diye düşünür.Saat 11'e doğru artık dayanamaz ve başlar dıt dıt kornaya basmaya.Evden hala ses yok.Birkaç dakika sonra tekrar dıt dıt.Gene çıt yok.Artık kadın iyice sinirlenmeye başlar ve hiç aralıksız kornaya basar.Daaaaaattttttt !!!!! daaaatttttt...!!!!!! Derken pencereden yarı çıplak vaziyet de genç avukat çıkar ve eşine seslenir:
- Sevgilim sen bugün git benim ne zaman geleceğim belli değil.Kadın fikrini değiştirdi.Cenazemi belediye kaldırsın diyoooor.
Kaykay
Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar, "Seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var: Karına karşı sadık oldun mu?" Adam yanıtlar; "Evet, asla bir başka kadına bakmadım." Sorgu meleği, "Şuradaki Rolls-Royce'u görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.." Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır; "Bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık." Bunun üzerine sorgu meleği, "Şuradaki Mercedes'i görüyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın.." der ve üçüncü adama da sorar, "Karını hiç aldattın mı?" Adam yutkunur ve şöyle der; "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. Üzgünüm." Sorgu meleği; "Ehh" der, "Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u görüyor musun? Cennette onu kullanacaksın." Bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. Birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın Rolls-Royce'unu görürler. Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar. "Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?" "Bugün karımı gördüm!" der birinci adam. Diğerleri; "Aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. Adam içini çekerek konuşur, "Kaykay'la dolaşıyordu..."
Hangisi?
Adamın biri iş müracaatına gitmiş. Bir grubun önünde görüşmeye almışlar. "Şimdi sana bazı sorularımız olacak bakalım bilebilecek misin?" demişler; adam da "sorun" demiş. "Yolcu taşır, karayolunda gider, şoför kullanır bil bakalım bu nedir?" Adam düşünmüş ve "yolcu otobüsü" demiş. "Tamam doğru ama hangi marka, Mercedes var, Mitsubishi var di mi? Bilemedin ama sana bir şans daha vereceğiz" demişler. "Söyle bakalım havada yolcu taşır, pilot kullanır bu nedir?" Adam hemen cevaplamış "yolcu uçağı"; "Tamam ama" demişler "Boeing var, Airbus var di mi hangisi?" Bunu da bilemedin deyip iş görüşmesini bitirip adamı gönderirlerken, adam dönmüş demiş ki "Bir soru da ben sorabilir miyim?" "Tabi buyur sor bu en doğal hakkın" demişler. "Kadınların iki bacağı arasında bulunur, üremeye yarar nedir bu?" demiş. Hemen herkes o malum kelimeyi söylemiş; adam "tamam bildiniz ama ananınki var ebeninki var di mi hangisi?..."
Hava Durumu
Adamın biri bayağı günah işlemiş.Bir papaza günah çıkartmaya gitmiş. "Papaz efendi ben çok günah işledim. Mesela dün komşunun küçük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim." "Allah affeder oğlum".. "Önceki gün de büyük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim." "Allah affeder oğlum".. "Daha önceki gün de komşumun karısı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim." Tamam oğlum Allah affeder affeder de, sen yavaş yavaş gitsen. Hava da bozmaya başladı zaten.
Genel Müdür
Bir şirkette genel müdür olarak çalışan bir adam, eksiksiz bir sağlık kontrolünden geçmek üzere doktora gider. Doktor, hastaneye yeni bir bilgisayar sistemi aldıklarını ve bu sistem sayesinde küçük bir idrar tahlili ile "full check up" yapabildiğini söyler. "Harika" der bizim genel müdür de, "başlayalım öyleyse". Doktor, adama bir cam kavanoz vererek idrar için tuvalete gönderir. Bizim adam bir süre sonra, kavanozu dolu olarak geri getirir. Doktor, kavanozdaki numuneyi bilgisayara bağlı küçük bir konteynere döker. Bilgisayar ilginç sesler çıkartarak çalışır ve bir süre sonra yazıcısından uzunca bir döküm alınır. Doktor yazıcıdan gelen çıkışları uzun süre incelemeye koyulur. Adam dayanamayıp sorar: "N'oldu doktor, bir terslik mi var?", "Bilgisayarın verdiği sonuçlara göre.." der doktor; "bir terslik yok, ama tenisten mütevellit sağ bileğinizde bir kavis oluşmuş". "Yapmayın doktor" der bizim adam, "ben meşgul bir adamım; ne tenis ne de golf oynarım. Bütün bunları yapacak vaktim yok; nasıl olur da sağ bileğimde tenis oynamaktan bir kavis oluşur?". Bunun üzerine doktor, bilgisayarın şimdiye kadar hiç yanılmadığını, asla hata yapmayacağını söyler ve "ancak" der; "içinizin rahat etmesini istiyorsaniz, bu steril kavanozu yanınıza alıp eve götürün. Sabah kalkar kalkmaz da lütfen test için gerekli idrarı yapın. Sonra, doğruca buraya gelin, sizden ekstra bir ücret almadan testi yineleyelim". Bizim adam, "tamam" der ve arabasına atlayıp evin yolunu tutar. Bilgisayarın koyduğu teşhis canını sıktığı icin, bilgisayarlara hiddetlenir. Bütün dünyayı bu aptal makinelerin ele geçireceğini düşünür ve hiddeti daha da artar. Eve vardığında, bilgisayarın "aklını başına getirmeye" karar vermiştir. Arabadan iner inmez, kavanoza biraz idrar yapar ve sonra da; arabasının kaputunu açıp karterden bir kaç damla motor yağı alıp kavanozun içine damlatır. Eve girince de olup biteni karısıyla kızına anlatır. Onlardan da kavanoza bir miktar idrar yapmalarını ister. Onlar da bizimkinin isteğini yerine getirirler. Ertesi sabah, bizim genel müdür uyanır uyanmaz eline bir playboy alip bilgisayar için tasarladığı son hinliği yapmak üzere, kavanozuyla birlikte tuvalete girer. 15 dakika sonra tuvaletten çıktığnda yüzünde mutlu bir gülümseme vardır. Doğruca hastanenin yolunu tutar. Doktor, kendisini selamlayıp nasıl olduğunu sorar. Yüzünde hin bir gülümseme ile, "iyiyim doktor, iyiyim" der bizim adam. Doktor, bir yandan kavanozdaki numuneyi bilgisayarın konteynerine dökerken; bir yandan da, "formunuzda gözüküyorsunuz bu sabah" der. Az sonra bilgisayar yeniden tuhaf sesler çıkarmaya başlar. Birkaç dakika sonra da uzunca bir kağıt çıktısı gelir yazıcıdan. Doktor, bilgisayardan gelen belgeyi titizlikle incelerken, bizim adam "bakalım senin bilgisayar bugün ne diyor doktor?" der, sinsi sinsi gülümseyerek. "Hımm..." der doktor "Bilgisayarımıza göre, arabanızın yağ değişim zamanı gelmiş, kızınız hamile, karınız da bel soğukluğuna tutulmuş. Ayrıca, tuvaletlere girerken yanınıza böyle ha bire Playboy almaya devam ederseniz, bileğinizdeki kavis daha da kötüye gidecek".
Sultanın göğüsleri
Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun göğüslerine hayran olurmuş.. Artık bir saplantı halini almış Kraliçenin göğüslerine dokunmak.. Tüm cesaretini toplayıp haremağasına açılmış.. - "Bana sultanın göğüslerini koklat. Ömür boyu biriktirdiğim bin altın senin" demiş. Harem ağasının aklı yatmış bu karlı işe. Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyacı - büyücü karışımı bir kadın varmış. Ona gidip bir losyon hazırlatmış ve bu losyonu, sultanın o gün banyodan sonra giyeceği korsaya iyice sürmüş. Sultan çıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen göstermiş. Göğüsleri yangın yeri gibi yanmaya başlamış. Saray doktorları merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamışlar. Sultan acıdan, kaşıntıdan, yanmadan ölecek. Harem ağası ortaya çıkmış ve padişaha "Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyası, herşeye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed'in dili. Kraliçemizi ancak o kurtarır, eğer siz izin verirseniz" demiş. Padişah çaresiz çağırmış Ahmet'i hareme. Ahmet bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermiş. Ne var ki söz verdiği halde 1000 altını harem ağasına vermeye yanaşmamış. "Bu olayı açıklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu göze alamazsın. Hadi bakalım, çek arabanı" demiş, haremağasına. Çok kızmış harem ağası.. Öyle kızmış ki.. Ertesi gün aynı yakıcı losyonu padişahın, banyodan sonra giyeceği donuna iki kat sürmüş...
Yumuşak sert
Adam resepsiyonda bekliyormuş. Arkadasındaki güzel bayanı görememiş. Ve birden dirseği kadının göğüslerine dokunmuş. Adam: - "Hanımefendi eğer kalbiniz de göğsünüz kadar yumuşaksa beni affedersiniz", demiş. Kadın da bunun üzerine: - "Beyefendi eğer penisiniz de dirseğiniz kadar sert ise oda 406'da bekliyorum."
İkisini de
Adamın biri bir gün felç olan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında felçli arkadaşı adama "terliklerim yukarıda kalmış, onları bana getirir misin lütfen?" diye rica etmiş... Adam yukarı çıkmış, bir de ne görsün! Felçli arkadaşının afet gibi iki kızı varmış. Hemen pratik zekasını çalıştırarak: - "Babanız beni sizinle yatmak için gönderdi" demiş. Kızlar: - "Nasıl olur! İmkanı yok!" demişler. Adam, "İnanmıyorsanız soralım" demiş ve aşağıya seslenmiş: - "İkisini de miii?". Felçli adam bağırmış: - "İkisini dee! İkisini dee!"
İhanet
Çok dindar bır kamyon şoförü ölür ve tabi ki cennete gider.
Orada bir iki ay takıldıktan sonra sıkılır ve görevli hurilere ceheneme gitmek istediğini söyler. Teklifi kabul edilir ve kısa bir ziyaret için cehennem zebanilerine teslim edilir ve gezinti başlar.........
İlk odaya gelince sehbada bir kadın onun başında bir zebani , zebaninin elinde bacak büyüklüğnde bir iğne 20 dk. bir kadına sokup çıkartıyor. Kadın feryatlar içinde bağırıyor....
Şoför sorar; nedir bunun günahı::
Cevap : bu diğer tarafta eşini her yirmi dakikada bir aldatmış ve cezasıda bu ...
Şoför : Ahlaksız kadın haketmiş gebersin
Bir kat aşağı inerler
Orada Bir bakar ki ""kendi karısı"" 5 dk bir iğneyi sokup çıkarıyorlar...
Şoför : Aman alahım ahlaksız kadın geber ben senın ıçın çalışayım sen beni her 5 dk bir boynuzla hemi.....
Diye bağırırken...
Yanındaki zebani omzuna hafif dokunarak
Ohooo hemşerim bu neki..? Aşağıda ananı dikiş makinasına bağladık
Bir tabur asker
Bir kasabanın kilisesinde papaz vaaz vermektedir. Konu kasaba nufusunun azlığına gelir ve papaz halkı çocuk yapmak için
"Eşiyle cinsel ilişkide bulunan her kimse bir tabur düşman askeri öldürmüş kadar sevap kazanır" der.
Vaazdan sonra evine dönen çiftlerden birinde kadın kocasına yaklaşır ve
"Hadi kocacım bir tabur asker öldürelim" der. Kocası kabul eder ve birlikte olurlar. Aradan yarım saat geçer, kadın yeniden gelir,
"Hadi kocacım bir tabur düşman askeri daha öldürelim" der. Adam yine kabul eder ve yeniden birleşirler. Aradan bir saat geçer, kadın yeniden gelir
"Hadi kocacım bir tabur daha öldürelim" der, adam oflaya puflaya kabul eder ve yeniden birlikte olurlar. Bunun üzerinden bir saat geçer kadın yine ister adam bir nevi çaresiz yine "hadi" der, bu sırada çıkarttıkları seslerden rahatsız olan oğulları gelir odaya:
"Ya çok gürültü yapıyorsunuz uyuyamıyorum"
Babası yakınır:
"Ne yapayım oğlum, düşman askerleri ananin *mına karargah kurmuş, öldür öldür bitmiyor.
Beyaz Ayı
8 - 9 yaşlarında bir çocuk var, bu çocuğun en sevdiği şey yatak odasındaki dolaba girip oyuncak beyaz ayısı ile oynamak.
Yalnız bu duruma annesi cok kızıyormuş çünkü kocası yokken sevgilisini eve getiriyormuş.
Yine bir gün annesi sevgilisi ile dışarıda iş üzerindeyken çocuk dolapta beyaz ayısı ile oynuyormuş... Bu sırada kadının kocası gelmiş kapı çalınmış, kadın panik ile adamı dolaba sokmuş..
Bu sefer kocasıyla dışarda sevişmeye başlamışlar.
Bu sırada içerde çocuk ve adam karşı karşıya oturuyorlar.. bir süre sonra
* Amca,
* Efendim? * Benim bi beyaz ayım var..
* Eee.?
* Sen onu alıcaksın
* çocuğum ben koca adamım ne yapıyım ayıyı?
* yok yok alıcaksın.. * Almıcam ulan
* Alıcaksın, yoksa çıkar babama söylerim
* Peki peki sus... ne kadar ?
* $50
* Hadi lan .. ben $50 vermem ona
* Peki bende çıkar babama söylerim...
* peki peki ... al şunu ..
aradan bi süre geçmiş..
* Amca
* ne var?
* ayımı geri ver..
* hadi lan ben ona $50 saydım..
* vericeksin, yoksa çıkar babama söylerim..
* peki lan velet al sus şunu..
biraz sonra
* Amca..
* ne var
* benim beyaz ayı varya...
* eee ..?
* sen onu geri alıcaksın $100
* Hmmppf !
Bu böyle sabaha kadar devam etmiş.. çocuk adamın cebindeki tüm parayı almış. Ertesi gün gitmiş... Paralarla kendisine bir bisiklet almış.. Eve dönmüş annesi bisikleti görmüş *bunu nerden buldun? demiş O da
*yerde para buldum onunla aldim demiş..
Annesi
*Olmaz çocuğum sen günah işlemişsin, git bisikleti geri ver, parayı geri al .. sonra o parayı kiliseye bağşsla.. gitmişkende parayy nasyl bulduğunu anlat ve günah çıkar demiş...
Çocuk istemeye istemeye gitmiş, bisikleti geri vermiş, parayı almış.. sonra parayı kiliseye bağışlamış ve günah çıkarma odasına girmiş...
Rahip kabinin diğer tarafından seslenmiş *Buyur çocuğum
* Rahip amca benim bi beyaz ayım var
*S..tirrrrr gitt laaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan..!!